“Anne, bebeğini emzirirken yalnızca süt değil; sevgi ve aşk da aktarır.”


“Anne, bebeğini emzirirken yalnızca süt değil; sevgi ve aşk da aktarır.”

Freud’a göre annelik, bireyin ruhsal gelişiminin son aşamasıdır. Gebelik, sadece biyolojik bir süreç değildir; aynı zamanda annenin bilinçdışı dünyasında yıllardır biriktirdiği çocukluk deneyimleri, kaygılar ve travmaların tekrar gündeme geldiği bir dönemdir.

Anne, bu süreçte hem kendi bedensel-düşünsel değişimleri yaşar hem de geçmişteki anne-çocuk ilişkilerine yeniden döner.

Doğum, annenin ve bebeğin bedenlerindeki bir ayrılık anıdır. Bu ilk keskin ayrılık, hem fiziksel hem de psikolojik olarak travmatik hissedilebilir.

Bebeğe ulaşma arzusu, tekrar birleşme isteği gibi güçlü duygular doğurabilir. Bu duygular, annenin arkaik (ilkel) tarihindeki korkuları ve çatışmaları tetikler.

Emzirme, yalnızca beslenme değildir; anne ile bebek arasında kurulan ilk duygusal bağdır. Anne bedeninin sunumu, bebeğe “güvende ol” mesajı verir.

Bu dönemde anne, kendi geçmişinden gelen çatışmaları hatırlamasa da, beden hafızasında yaşar ve bu deneyimler anne sütüyle birlikte bebeğe de aktarılabilir.

Anne bedeninde, geçmiş travmalar, kaygılar ve bilinçdışı deneyimler “bedensel izler” olarak saklanır. Bunlar; stres, doğum korkusu, anne olarak yeterlilik kaygısı gibi hâllere yol açabilir.

Freud’un “arkaik anne” kavramı, bebeğin anneyle birleştiği annelik halini içerir; bu deneyim genelde bilinçdışıdır ancak anne bedeninde canlıdır.

Bebek, henüz ruhsal değil bedensel (somatik) bir varlıktır. Dolayısıyla annesinin arkaik dönemlerindeki ruhsal çatışmaları bedeninde taşır. Örneğin, annenin bebeğe karşı kaygısı arttığında, bu durum bebeğe giren duygusal gerilimi artırabilir. Böylece bebeğin bedeni, annenin bilinçdışı tarihine bir nevi yansıma olur.

Similar Posts

  • “Çocuğumu tüm tehlikelerden korumalıyım”

    “Çocuğumu tüm tehlikelerden korumalıyım” Çocuklar ellemek, bakmak, incelemek, denemek için yoğun bir keşif ve merak duygusu içindedir. Elbette güvenlik, toplumsal yaşam kuralları açısından sınırları çizmek ve çocuğa öğretmek de ebeveynlerin görevedir. Peki ya sürekli size “ne yapamayacağınızı” söyleyen biri ile yaşasaydınız sizler ne hissederdiniz? Çocuğu bu şekilde yönetmeye çalıştığında bu engellenme durumu sinir sisteminde stres…

  • Utanç ve Suçluluk

    Gershen Kaufman’a göre utanç, ’’İnsan yaşamının bütünlüğüne karşı çıkan en rahatsız edici iç olguların kaynağıdır.’’ Depresyonun, yabancılaşmanın, kendine olan güvensizliğin, yalnızlığın, benlik parçalanmalarının, aşağılık duygusunun, yetersizliğin ya da başarısızlığın sebepleri aslında utançtır. Utanç duygusu, yaşamımız boyunca tüm ilişkilerimizi etkileyebilecek ölümcül bir virüs gibidir. Suçluluk ve utanç birbirinden çok farklıdır. Suçluluk, ben yanlış bir şey yaptım,…